MSN Tatil
Anaayfa
Ağva
Video ve Resimler için tıklayınız.
Ülke : Türkiye
Şehir : İstanbul
Bölge : Şile
Mevki : Merkez
Ulaşım : Otobüs ile
Tur Planı : Otobüs ile
Bu tur için yorum yapılmıştır.
Tur Programı

Sitemizden yapacağınız tum tur ve cruise rezervasyonlarında vergi , vize ve sigorta gibi ek hizmetlerin tamamını peşin fiyatına vade farksız taksitlendirebileceğinizi yada % 5 EFT/Havale indiriminden yararlanabileceğinizi biliyor musunuz?

Tur Programı

  Devamı>>

Sitemizden yapacağınız tum tur ve cruise rezervasyonlarında vergi , vize ve sigorta gibi ek hizmetlerin tamamını peşin fiyatına vade farksız taksitlendirebileceğinizi yada % 5 EFT/Havale indiriminden yararlanabileceğinizi biliyor musunuz?

Tur Programı

 GÜNÜBİRLİK AĞVA

20 Temmuz - 27 Temmuz - 3 Ağustos - 10 Ağustos - 17 Ağustos - 24 Ağustos - 31 Ağustos - 7 Eylül - 14 Eylül - 21 Eylül - 28 Eylül

YOL DURUMU:
Yol Süresi:  Normal Hava ve Yol Koşullarında 2 Saat
Yol Güzergahı: İstanbul - Şile - Ağva
Tek Yön Yol Mesafesi: 110 Km
Tur Dahil Toplam Mesafe: 240 Km

Kalkış Noktaları Kalkış Saati:
İncirli Boyner Mağazasi Önü 06:40
Taksim AKM önü 07:00
Capitol Önü 07:30
Göztepe Köprüsü Durağı E-5 07:40
Kozyatağı Shell - Metro Karşısı 07:50
Bostancı Köprüsü Durağı E-5 08:00


ULAŞIM:
Kullanılan Araç Tipleri:
Araçlar yeni model ve üstü olup yatar koltuklu, koridorlu ve klimalıdır.
45 Kişilik: Mercedes Travego, Mercedes 403, Safir, Man
17 Kişilik: Volkswagen VOLT, Mercedes SPRINTER
27 Kişilik: Isuzu, Powerbus, Prestige, Turquaz

Sabah erken saatlerde, küçük sırt çantamızı hazırlayarak evden çıkıyoruz.  Sabah belirttiğimiz kalkış noktalarında buluştuktan sonra Ağva'ya doğru yola çıkıyoruz. Yolculuğumuz yaklaşık 1.5 - 2 saat sürüyor bu esnada sabah kahvaltımızı da yapmış oluyoruz. Ağva'nın şirin köyüne geldiğimizde kumanyalarımızı yanımıza alarak dere kenarında, şelaleye doğru 2 - 3 saatlik bir yürüyüş yapıyoruz. Heyecan için, bazen dileyenlerle, çıplak ayakla yürüyerek veya taştan taşa geçerek derenin sığ sularından geçiyoruz. Şelalede sonlanan yürüyüşümüz bittikten sonra mangalda nar gibi kızaran sucuklarımızı yiyoruz. Keyifli bir mangalın ardından ve önce aracımızı bıraktığımız köye oradan da Ağva merkeze doğru yola çıkıyoruz.

Ağva merkezde yaklaşık 2-3 saat serbest zaman geçireceğiz. isteyenler ekstra olarak dereye veya koylara doğru tekne turuna katılabiliyorlar. Yine dileyenler plaja geçip güneşlenebilir veya denize girebilirler. Ayrıca yöre halkının bahçelerinde yetiştirdiği mevsim meyvelerinin tadına bakabilirsiniz veya el işi hediyelik eşyalara bakabilirsiniz. Buradaki tüm güzelliklerin tadını çıkardıktan sonra saat 18:00 de İstanbul' a doğru dönüşe geçiyoruz. İstanbul' a dönüş saatimiz normal koşullarda saat 20:00 civarı gerçekleşiyor. Yaz aylarında trafiğin yoğunlaşacağını hesaba katmanızı rica ediyoruz.
 
Yanımıza almamız gereken malzemeler:
Yedek yürüyüş pantolonu,
Atlet veya tişört benzeri ince üst giyecek,
Su taşıyabilmek için matara veya pet şişe.
Yazın Şapka, Gözlük, Mayo, Havlu, Güneş Kremi

Fiyata dahil olan hizmetler:
Sabah İkramı (poğaça ve çay veya sandeviç meyve suyu),
Öğle kumanyası, Ulaşım,
Rehberlik hizmeti.

Fiyat dahil olmayan hizmetler:
Yolda alınan yiyecek ve içecekler, tüm kişisel harcamalar.

Not: Dileyenler önceden haber vermek koşulu ile vejeteryan menü alabilirler.(Peynir, Domates, zeytin yada Ton Balığı,Domates.) Rehber dilediği takdirde programda değişiklik yapabilir. Katılımcılar rehbere uymak zorundadır.
Bir huzur sığınağı: Ağva
Doğa kusursuz, hava temiz, balıklar leziz... Üstelik ulaşımı artık daha kolay. İstanbul'un yanıbaşındaki Ağva, ailece gidip huzur bulacağınız hoş sürprizlerle dolu. Bir başka doğa harikası olan Şile'nin komşusu olan Ağva'da, balığın her çeşidini nefis manzaralar eşliğinde yiyerek midenize ve gözlerinize ziyafet sunabilirsiniz.
Batı Karadeniz sahilinde yer alan Ağva sonbahardan belki de en az etkilenen yöre. Zamana, iklime meydan okuyan Karadeniz'in tipik özelliği denize dik inen kayaların anıtlaşmış olması. Yemyeşil vadilerin, sık bitki dokusunun yanı sıra fındık ve yaprağını dökmeyen ağaçların da sıkça rastlandığı bölgede hüzüne yer yok. Burası yeşilin bol olduğu, sessizliği dinleyip, keyifli yemekler yiyebileceğiniz bir çeşit huzur sığınağı. Güzergahınız üzerinde ise tekrar tekrar gelmeyi gerektirecek keyif ve tad alacağınız güzellikler, sürprizler ve pastoral lezzetler var. İstanbul'dan yola çıktığınız Şile'de balıkçı barınağına bakarak bölgeye hakim yamaçtaki kafelerin birinde demli bir çay molası verdiniz veya gemicilerin dostu Şile Feneri eteğinde yer alan "Kavala Parkı" banklarında oturdunuz... Daha sonra sahil yoluna devamla Kandıra yönüne Akçakese, Kabakoz gibi köyleri geçip Ağva'ya ulaştınız.

Alüvyonlar üzerinde
Ağva İzmit'in Çal Tepesi'nden doğup gelen Göksu ve Yeşilçay dereleri arasındaki deltaya, alüvyonlar üzerine kurulmuş. Eski zamanlarda Ceneviz ve Venedikliler'in kolonisi olan yerleşim bölgesi, 50 metre eninde 2.5 kilometre uzunluğunda kumsala sahip. Haziran sonunda başlayıp ekim ayı sonuna dek süren deniz sezonunun yanı sıra Ağva, yıl boyunca gidilebilecek bir tatil yöresi. Köye girişte ilk dikkatinizi çeken, balıkçı teknelerinin çokluğu ve kıyı şeridi boyunca bir sonraki güne ağlarını onararak hazırlık yapan balıkçılar. Nostaljik bir balıkçı köyüne girdiğinizi çok geçmeden anlıyor ve kendinize yemek yiyecek bir bahçe, denize yakın veya çayların üzerine kurulu lokantalardan birini seçiyorsunuz. Kimene, Liman, Tahir, Merkez ve diğerleri... Hepsi de birbirinden cazip su üstü terasları, sahil masaları ile donatılmış. Ocaklardan gelen kokular ise iç açıcı, iştah kabartıcı. Balıkların geçiş yollarına, kayalıklara bırakılan ağlardan veya Trol'den çıkıp buz şokuna girmeden tüketilen balıklar mönülerin ilk sıralarında yer alıyor. Gerek ağ gerek Trol balıkçılığında mevsim itibariyle palamut ve lüfer şimdilerde en bol çeşitler. Mevsimin yaz ayları boyunca gösterdiği değişkenlik nedeniyle dibe kaçan palamut ve arkasından gelen lüferin boğaza girmekte biraz geciktiğini balık akınının ekime, kasıma sarktığını belirtilen balıkçılar, ağlardan Kalkan balığının da çıkmaya başladığını söylüyorlar. Dere kenarında oturup karın doyurmak aynaya bakarak yemek yemek gibi birşey... Ne tarafa aktığı belli olmayan durgun suyun yüzeyini arasıra geçen teknelerin çıkardığı dalgalar bozse da, çokgeçmeden su yüzeyindeki yansıma içinde Sazan Turna, Kefal gibi balıkların geçişini görebiliyorsunuz. Yemek sonrası kalan birkaç lokmayı suya attığınızda tatlısu balıkları varlıklarını daha da iyi belli ediyorlar. Kıvrık boyunlu tepeli gri balıkçıl kuşlarının da zaman zaman ziyaret ettiği derede kiralık sandalla geziye çıkmak bir başka keyif. Kah su kaplumbağalarının, kah kurbağaların suya dalışları arasında kürek sesi dinleyerek alacağınız yol süresince dinlendiğinizi çok belirgin şekilde hissedeceksiniz.

Gelin Kayası
Eğer hava, dereden çıkıp denize açılmaya uygunsa, üşenmeyin motorlu bir tekne tutup kıyıyı takip ederek bu defa bir başka pastoral lezzeti keşfe çıkın. Rotanızı Ağva Feneri'nden Karadeniz'in Kerpe tarafına çevirip yol alırken daha ilk dakikalarda gördükleriniz karşısında "'Acaba ben İrlanda sahillerinde, Norveç fiyodlarında mıyım?" diye düşünebilirsiniz. Çünkü, burası Karadeniz ve usta heykeltraşları bile hayrete düşüren bir işçilik var. Bir nevi açıkhava müzesi olan kıyılarda rüzgarla elele verip sabırla uğraşan, kayaları dantel gibi oyarak mağaralar, adalar, anıtlar yaratan dalgalar yıllar sonra ortaya çıkan bu oluşumları acımasızca bozarak içine çekip hazmediyor. Bu bakımdan sahil şeridi üzerinde zamanla değişimlere de rastlanıyor. Fakat dalgalara ve yıllara göğüs geren öyle bir anıt kaya varki, denizden olsun karadan olsun her açıdan bambaşka bir güzelliğe sahip. İlginç öykülü kaya bulunduğu koya adeta gözcülük yapıyor. Beyaz renkli kaya "Gelin Kayası" adıyla anılıyor ve denizden bakınca bembeyaz duvaklı bir geline benziyor. Ne yazık ki Karadeniz'in hırçın dalgalarına dayanamayan Gelin Kayası'nın baş kısmı geçtiğimiz günlerde koparak Ağvalıları üzdü.
Yazan: Haluk Ünlü
Gazeteci ve Turizm Yazarı Haluk Ünlü'nün diğer yazıları için tıklayınız.